Rauf Yekta Bey, Şark Musikisi Tarihi [1]

//Rauf Yekta Bey, Şark Musikisi Tarihi [1]

20/09/2018 / Anakronik Mecmua,

Rauf Yekta Bey, Şark Musikisi Tarihi [1]

Rauf Yekta Bey’in 1924’te yayımlanan “Şark Musikisi Tarihi” isimli eserini yeni harflerle tefrikaya başlıyoruz. Eser, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde devam eden Osmanlıca çalışma grubu tarafından yeni harflere aktarıldı. Rauf Yekta Bey’in bu kıymetli eseri, dijital ortamdaki okunabilirliğinin arttırılması adına bölümler halinde yayınlanacak, çevirisinde günümüzde pek kullanılmayan sözcüklerin anlamları köşeli parantezler içinde verilecektir.

Birinci Tefrika: Kapak ve Mukaddime [Katkıda bulunanlar: Murat Avşar, Hande Çelikağ, Aydın Musa Güven, Meryem Betül Koçak, Elif Küpeli, Nurselin Naç, Betül Sinoğlu; tashih: Hüseyin Kıyak]

 

[Kapak]

 

ŞARK MUSİKİSİ TARİHİ

Şark akvamının [kavimlerinin] musiki tarihindeki mevkilerini gösterir bir “medhal [giriş]” ile Türk musikisinin tarihi hakkında vesâika müstenid [vesikalara dayanan] malumatı havi [içeren] ve Şark memleketlerinde kullanılan eski ve yeni âlât-ı musikiyyenin resimleri ve tarih-i musikimize müteallik [ilişkin] nadide âsârın [eserlerin] notaları ile müzeyyen [süslü] bir eserdir.

*

Muharriri

Rauf Yekta

Darülelhan’da Türk musikisi nazariyat ve tarihi muallimi

*

Medhal

Musikinin menşei – İptidai akvamın musikileri – Tufan’dan evvel musiki – Mısır’a mehd-i musiki [musikinin beşiği] nazarıyla bakılması – Mısır’da musiki – Asuryalılar ve Finikyalılarda musiki – Hindistan’da musiki – İbranilerde musiki – Çin’de musiki – Japonya’da musiki – Birmanyalılar, Siyamlılar, Seylanlılar nezdinde musiki – Eski Yunanlılarda musiki – Araplarda musiki – Acemlerde musiki

***

İstanbul

Mahmud Bey Matbaası – Ebussuud Caddesi’nde numara 72

1343 – 1925

 

[1]

  

ŞARK MUSİKİSİ TARİHİ

  

[2]

 

ŞARK MUSİKİSİ TARİHİ

Şark akvamının musiki tarihindeki mevkilerini gösterir bir “medhal” ile Türk musikisinin tarihi hakkında vesaika müstenid malumatı havi ve Şark memleketlerinde kullanılan eski ve yeni âlât-ı musikiyenin resimleri ve tarih-i musikimize müteallik nadide âsârın notaları ile müzeyyen bir eserdir.

*

Muharriri

Rauf Yekta

Darulelhan’da Türk Musikisi nazariyat ve tarihi muallimi

*

Medhal

Musikinin menşei – İptidai akvamın musikileri – Tufan’dan evvel musiki – Mısır’a mehd-i musiki nazarıyla bakılması – Mısır’da musiki – Asuryalılar ve Finikyalılarda musiki – İbranilerde musiki – Çin’de musiki – Japonya’da musiki – Birmanyalılar, Siyamlılar, Seylanlılar nezdinde musiki – Eski Yunanlılarda musiki – Araplarda musiki – Acemlerde musiki

Bu sahifesinde muharririn mührü bulunmayan nüshalar sahtedir.

***

İstanbul

Mahmud Bey matbaası – Ebussuud Caddesi’nde numara 72

1343 – 1924

[3]

Mahmud Bey Matbaası

 

 

[4]

  

ŞARK MUSİKİ TARİHİ

Mukaddime

Dünyanın ilk eski milletlerinden biri olan Türklerin tarihi hakkında son zamanlarda yapılan tetkikat göstermiştir ki Türkler şecaat, cengâverlik, civanmertlik, misafirperverlik gibi birçok fıtri meziyetleriyle beraber –öyle zannolunduğu gibi– sanayi-i nefiseye ve bediiyata [güzel sanatlar ve estetiğe] karşı lakayt kalmış bir millet değildir.

Türk tarihinin mazbut vekayii [olayları] arasında bu hakikati gösteren birçok hadiseler mevcuttur. Şu kadar ki Türk milletinin pek eski zamanlara ait tarihi bütün teferruatıyla malumumuz olmadığı gibi o zamanlardan bahseden kitaplarda dahi mevzubahis olan devirlerde Türkler nezdinde sanayi-i nefisenin ve o cümleden biri olan musikinin ne halde bulunduğunu irae eden [gösteren] kuyûd ve vesaika [kayıt ve belgelere] tesadüf olunamamaktadır.

Bazı tarihî menbalarda eski devirlerde Türk hakanlarının saraylarında vesair yerlerde yapılan musiki meclislerine ve o meclislerde icra-yı hüner ve sınaat eden [marifet gösteren] hanende ve sazendelere dair bir hayli fıkra ve menkıbeler görülmekte ise de bu gibi fıkralarda bittabi bir musiki müverrihini [tarihçisini] alakadar edecek derecede ilmî tafsilat bulunmamakta ve binaenaleyh eski Türk musikisinin hakiki mahiyeti hakkında bunlardan da esaslı bir fikir istihsal [elde] edilememektedir.

Filvaki [gerçekte] ezmine-i kadimede [eski zamanlarda] yaşayan Türklerin musikilerine dair bugün elimizde hiçbir vesika yoktur; o devirlerde ecdadımızın terennüm ettikleri musiki eserlerinden küçük bir şarkının notasına bile malik değiliz. Zaten halihazırdaki malumatımıza göre eski

 

[5]

Türklerin “kitabet-i musikiye (nota)” kavaidine [kurallarına] vâkıf oldukları ve bu kavaidden istifade ile musikilerini tahrir ve tespit ettikleri de meşkûktur [şüphelidir].

Kadim Yunan ve Mısır musikileri üzerine taharriyatta [araştırmalarda] bulunan Garp musikişinasları yakın vakitlere kadar bu musikilerin eski halini gösteren hiçbir notaya destres [sahip] olamadıklarına teessüf ederlerdi. On sekizinci asırda musiki meraklıları Yunan musikisine müteallik bazı notalar ele geçirdiler. Bu notalardan üçü, şiir perisi Calliopeile intikam ilahesi Némésisve meşhur mabutlardan Apollonnamlarına bestelenmiş ilahiler idi. Bu üç ilahiden sonra 1894 senesinde Eski Yunanistan’ın Delfi şehri harabelerinde iki nota daha keşfedildi.

Artık keşfiyat birbirini takibe başlamış idi. İskenderiye’nin Rum kilisesinde miladın üçüncü asrına ait ve bir papirüs üzerine yazılı bazı musiki parçaları daha bulundu.

Nihayet Garbî Anadolu’da Menderes nehri kenarında vaki kadimen “(…)”[1]ve elyevm [günümüzde] Sultanhisar namlarıyla maruf kasaba civarında yapılan taharriyatta [araştırmalarda] meydana çıkan bir mezar taşında dahi eski bir şarkı notası mahkûk [yazılı] bulundu. Musiki-i kadim mütehassısları bunların halliyle uğraştı. Sarf edilen mesainin neticesi Eski Yunan ve Mısır musikileri hakkındaki şüphe ve tereddütleri tamamıyla hal ve izale [yok] edemedi ise de yine bir dereceye kadar mucib-i memnuniyet görülmekten hâli [uzak] kalmadı.

İşte bu kabilden olarak Vusta Asya’da vesair mahallerden taharriyatta dahi ümit olunur ki bazı mahkûkât ve vesaik bulunacak ve bu sayede bir gün milli musikimizin iptidai eşkâl ve evsafıyla ilmî mahiyetini gösterecek etraflı malumat edinmek kabil olacaktır.

O zamana intizar etmekle beraber şimdilik biz elimizdeki tarihî malumatın bu esere derciyle iktifa edeceğiz. Bu mevzua dair bu ana kadar Şark’ta ve Garp’ta hiçbir eser yazılmadığı ve böyle bir tarih için mehaz tedariki de birçok tetebbuat icrasına mütevakkıf [bağlı] olduğu düşünülür ise deruhte ettiğimiz [üstlendiğimiz] vazifenin güçlüğü takdir olunur.

[6]

*

[7]

Doğrudan doğruya Türk musikisinin edvar-ı tarihiyyesini [tarihi devirlerini] yazmaya başlamazdan evvel Türklerle hemcivar olan akvam-ı Şarkıyye [Doğu kavimlerinin] musikilerinin tarihine dair birer parça malumat itasını faideli ve hatta elzem addeyledik; çünkü kanaatimize nazaran “Şark musikisi” nam-ı umumiyesi altına alınan musikinin Türk, Arap, Acem, Yunan-ı Kadim, Hint, Çin.. musikilerin birer şubelerinden başka bir şey değildir.

Şark’ın bu eski milletleri musiki sahasında birbirinden birçok noktalarda istifadeler etmişlerdir. O derecede ki akvam-ı Şarkıyyenin ve bilhassa Türklerle Arap ve Acemlerin musiki tarihlerine ait vekayi [olaylar], bir musiki müverrihinin gözüne gayet girift bir halde görünmekte ve bu vekayiin ayrılarak tasnif ve tanzimi, halli oldukça güç bir mesele halinde bulunmaktadır.

Bu sebebe binaen biz esasen Türk musikisinin tarihinden bahsedecek olan bu eserimize başlamadan evvel bir “medhal” tertibine mecbur olduk ki bundan iptida suret-i umumiyede menşe-i musikiye müteallik efkâr hülasaten beyan edilecek ve müteakiben bizi muhit olan Şark akvamının tarih-i musikideki mevkileri hakkında muhtasar ve müfit [faydalı] malumat verilecektir. Eserimize “Şark Musikisi Tarihi” namının verilmesini de bu itibarla münasip gördük.


[1]“Te, re, elif, lam, lam, ye” harfleriyle yazılan, Sultanhisar kasabasının bu eski adı tespit edilememiştir. (Hazırlayanın notu)

| 2018-09-20T21:50:27+00:00 20 Eylül , 2018|Mecmua|0 Comments

Yazar Hakkında: