Koy Mu Köy Mü?

//Koy Mu Köy Mü?

20/09/2018 / Anakronik Mecmua / Hüseyin Kıyak,

Koy Mu Köy Mü? 

Şekip Memduh Bey ve Meşhur Şarkısı “Gönlümle Oturdum da Hüzünlendim O Yerde”

Türk müziğini seven, dinleyen, bu müziğe ilgisi olan hemen herkes “Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde” mısraı ile başlayan nihavend şarkıyı bilir. 50’li yıllardan itibaren gerek radyo yayınlarında gerek konserlerde sıkça okunur bu eser. Fakat şarkının bestekârı Şekip Memduh Bey’in kim olduğu pek bilinmez.

İbnülemin’in verdiği bilgilere göre 1884’te İstanbul’da doğmuştur. Galatasaray Sultanisi’ni bitirmiş, Ticaret ve Sanayi Odası raportörlüğünde 35 sene çalışmıştır. Şekip Memduh Bey’in büyük kardeşi, Cemile Sultan’ın oğlu Celaleddin Efendi’nin kethüdalarındandır. Şekip Memduh Bey’in müzikle ilk teması da Cemile Sultan’ın Kandilli’deki yalısında olur. Buraya gelen hocalardan istifade eder. Piyano ve ud öğrenir. Türk müziğini çoksesli olarak icra edilmesi Şekip Memduh Bey’in en büyük arzularından olmuştur. Bunun için eserler de bestelemiştir. Fakat ne yazık ki bugün çoğu eseri kayıptır. 1938’de vefat etmiş ve Rumelihisarı’na defnedilmiştir.[1]

Bugün elimizde sadece birkaç şarkısı vardır. Kuşkusuz ki onu müzik tarihimizde sıkça anmamızı sağlayan eseri, “Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde” mısraı ile başlayan nihavend şarkısıdır. Şarkının güftesi Yahya Kemal’in “Özleyen” isimli şiiridir. Şiir, Fetih Cemiyeti’nin yayınında şu şekildedir:

Yahya Kemal’in şiiri: Kendi Gök Kubbemiz, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 2009, s. 91 .[2]

Bu şiirde yaratılan imaj, İstanbul’un Boğaz’a bakan yamaçlarından birinde oturan, sevgilisiyle birlikte geçirdiği yaz günlerini anan birinin iç çekişidir. Şiirde “İstanbul” ve “Boğaziçi” kelimeleri geçmemesine rağmen Yahya Kemal bize mekânı hissettirmektedir.

Şarkının bugün bilinen şekli şiirden biraz farklıdır. İkinci dörtlüğün ikinci mısraındaki “köye” kelimesi, “koya”, yine ikinci dörtlüğün son mısraındaki “hayâlet” kelimesi de “hayâlât” olarak okunmaktadır.

Repertuvarda bulunan eserlere bakınca şiirle beste arasında bu tür farkları sıkça görebiliriz. Kiminde bestekâr tasarruf kullanmış, güftede bazı değişiklikler yapmıştır. Örneğin Rıza Tevfik karısı Nazlı Hanım’a seslendiği şiirde “O Nazlı ismi son nefesimde anıp da bahtiyar ölmek isterim” demiş, fakat Lemi Atlı bunu bestelerken “Nazlı”yı “güzel” olarak değiştirmiştir. Eserler meşkle geldiği için zaman içinde değişimler kaçınılmaz olmuştur. Bu eserde de Şekib Memduh Bey’in eseri bestelerken bu iki kelimeyi değiştirdiği düşünülebilir.

Bestekârla yapılan, fakat şimdiye kadar yeni harfli olarak herhangi bir yayınına rastlamadığımız röportaj bu şüpheyi ortadan kaldırıyor. Şekib Memduh Bey’in herhangi bir değişiklik yapmadan şiiri bestelediğini anlıyoruz. Bu şiiri besteleme hikâyesini kendisi şöyle anlatıyor.

“Bir gün Yahya Kemal bana,

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,

Sen nerdesin ey sevgili, yaz günleri nerde?

(…)

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi

Hulyâ gibi yalnız gezinenler hep köye indi

Ben kaldım uzaklarda günün sesleri dindi,

Gönlümle hayalet gibi ben kaldım o yerde…

şarkısını vermişti. Mevsim sonbahardı. Bir müddet sonra bıldırcın avı için Anbarlı köyüne gitmiştim. Köy deniz kenarındadır. Ekseriya akşamları yamaçtaki yel değirmeninin yanında oturuyor, gurubu seyrediyordum. Aynı zamanda Yahya Kemal’in şiirini düşünüyordum. Orada bu şiirin enginliğini, bütün güzelliğini, hissettim: Hakikaten güneş her akşam deniz ufkunda siliniyor, etrafta hülya gibi gezinenler hep köye iniyorlardı. Uzaklarda günün sesleri diniyordu. Ve ben, yalnız, gönlümle hayalet gibi yapayalnızdım….”[3]

18 Ağustos 1927 tarihli Telsiz dergisinin Şekib Memduh Bey’le yapılan röportajın yer aldığı sayfası

Şarkının “koy” yerine “köy” kelimesiyle okunduğu eldeki en eski kayıtlarından birisi Safiye Ayla’ya aittir. Bu kayıtta melodi ve güfte bakımından bugün bilinen şekline göre bazı farklar vardır. Aranağme yürük çalınmış, şarkı ise daha yavaş ve yer yer serbest şekilde okunmuştur. Safiye Hanım’ın okuyuşunda, zemin ve nakaratta bazı küçük nağme farkları da vardır. İkinci dörtlüğün ikinci mısraı şiirdeki gibi “köye”, aynı dörtlüğün üçüncü mısraı “günün sesleri dindi” yerine “günün boynu büküldü” olarak okunmuştur. Safiye Hanım bu son değişikliği neye göre yaptı bilmiyoruz.  “Gönlümle hayalet gibi ben kaldım o yerde” kısmını okumamış, doğrudan “sen nerdesin ey sevgili yaz günleri nerde” mısraını okumuştur.

Eski notalarda da “köy” olarak geçmektedir. Belli ki Yahya Kemal’in ve Şekib Memduh Bey’in tasarrufu dışında “köy” kelimesini beğenmeyenler “koy”a çevirmişlerdir. Aynı şekilde “hayâlet” de “hayâlât” yapılmıştır. Ve bu şekli de beğenilmiş, herkes tarafından sevilmiştir.

Meşk yoluyla gelen eserlerde bu tür sayısız değişim vardır. Bestekârın, şairin tasarrufu dışında, meşkle aktarım sırasında yapılan ve tespit edilemeyen değişimleri bu müziğin zenginliği olarak görmekle birlikte özellikle yakın tarihimiz için belgelerin de değerlendirilmesi gerektiği fikrindeyim. Şekib Memduh Bey’in başka hiçbir eseri olmasa dahi bu şarkısıyla müzik tarihimizde yerini hep koruyacaktır. Umut edelim ki diğer eserleri de gün yüzüne çıksın.


[1] İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Hoşsada, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1958, s. 268-269.

[2] Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, 2009, s. 91.

[3] “İstanbul Radyosu’nun Sanatkârlarından Şekib Memduh”, Telsiz, Sayı 8, 18 Ağustos 1927, s. 10.

| 2020-01-13T01:13:47+00:00 13 Ocak , 2020|Mecmua|0 Comments

Yazar Hakkında: