Kadın ve Erkeklerin Birlikte Konser Vermelerinin Tenkidi: Musiki-i Osmani Mektebi ve Darülelhan

//Kadın ve Erkeklerin Birlikte Konser Vermelerinin Tenkidi: Musiki-i Osmani Mektebi ve Darülelhan

30/07/2018 / Hüseyin Kıyak,

Kadın ve Erkeklerin Birlikte Konser Vermelerinin Tenkidi: Musiki-i Osmani Mektebi ve Darülelhan

Osmanlı toplumunda, dine dayandırılan bir gelenekle, kadın ve erkek sosyal hayatın birçok yerinde birbirlerinden ayrılmıştır. Konu müziğe geldiğinde de kadın ve erkeklerden oluşan ayrı grupların olduğu görülür. Osmanlı sarayında erkek egemenliğindeki Enderun meşkhanesinin yanında, haremde kadınlardan kurulu fasıl heyetleri, farfar takımları da kendi aralarında müzik yaparlar.

19’uncu yüzyılın sonlarında ve 20’nci yüzyılın başlarında “tiyatro”dan sonra müziğin sahnede, dinleyici önünde icrası, yani “konser” fikri ortaya çıkar. Başlangıçta Müslüman kadınların sahneye çıkmasına müsaade edilmez. Tiyatro ve müzikte gayrimüslim kadınlar sahnelerde görülür. Müslüman kadınların sahneye çıkmasına imkân verildiğinde ise kadınların erkeklerle birlikte ve erkek dinleyicilerin önünde sahneye çıkmalarının uygun olmayacağı söylenir. Dinî bir referansla hareket ettiğini söyleyen bazı zümreler günümüzde dahi buna karşıyken, Osmanlı döneminde de aynı referansla bu duruma karşı çıkanlar çoğunluktadır.

Cumhuriyet’e geçiş döneminde benzer birçok olay yaşanmışsa da bu yazıda, Osmanlı’nın ilk özel ve resmî müzik okulları olan Musiki-i Osmani Mektebi ve Darülelhan’da kadın ve erkeklerin birlikte verdikleri iki konser, bu konserlere dönemin yönetiminden ve basınından gelen tepkiler üzerinde durulacaktır.

*

Osmanlı döneminin ilk musiki cemiyeti olan Darülmusiki-i Osmani Cemiyeti 1908’de kurulur. Şehzade Ziyaeddin Efendi’nin himayesi ve Hafız Âşir Efendi’nin idaresi altında bulunan cemiyetin müdürlüğüne daha sonra İsmail Hakkı Bey getirilir. 1909 yılında cemiyetten ayrılan İsmail Hakkı Bey, Musiki-i Osmani Cemiyeti’ni kurar. 1910 yılında bu cemiyet okul haline gelir ve Musiki-i Osmani Mektebi adını alır. Osmanlı döneminin ilk özel musiki mektebi kurulmuş olur.[1]

Musiki-i Osmani Heyeti. (Ortada oturan Muallim İsmail Hakkı Bey – Şehbal dergisinin 7. sayısı)

12 Aralık 1919’da Beyazıt Türk Ocağı konferans salonunda bir konser verilecektir. İkdam gazetesinde aynı gün çıkan haber şöyledir:

 Muhteşem bir konser, İkdam, 12 Kanunuevvel 1919, s. 4.

Muhteşem bir konser: Şehr-i hâlin on ikinci cuma günü gündüz saat ikide Bayezid, Türk Ocağı Konferans Salonu’nda sersazende-i hazret-i şehriyârî İsmail Hakkı Bey […][2]mürekkep ve Musiki-i Osmani Heyeti’nin iştirakiyle hanımefendilere ve beylere…[3]

O gece konser başarılı bir şekilde geçer ve ertesi günkü İkdam gazetesinde şu haber yer alır:

Dünkü müsamere-i musikiyye, İkdam, 13 Kanunuevvel 1919, s. 4.

Dünkü Müsamere-i Musikiyye: Türk Ocağı Konferans Salonu’nda dün parlak bir müsamere-i musikiyye ita olunmuştur.

Sersazende-i hazret-i şehriyârî İsmail Hakkı Bey’in tertip eylediği bu müsamereye hanımlar ve beylerden mürekkep Musiki-i Osmani Heyeti’nin mümtaz sanatkârları iştirak etmiştir.

Kemani Kevser, Hanende Zehra, Tanburi Şeref ve Udi İrfan Hanımlar tarafından en güzide âsâr-ı musikiyyemiz icra-yı ahenk edilmiştir.

Ocağın konferans salonunu dolduran yüzlerce hanım ve beyler bu büyük müsamere-i musikiyyenin bütün ruhnüvaz parçalarını dinlemiş ve bu suretle parlak ve mükemmel bir müsamere-i musikiyye günü yaşamıştır.[4]

Dönemin Şeyhülislamı bu durumdan rahatsız olur ve 16 Kânunuevvel 1919’da Dahiliye Nezareti’ne bir yazı gönderir. Bu yazıda, kadın ve erkeklerin birlikte sahneye çıkmasının İslam’a aykırı olduğunu, gazetelerde böyle haberler yayımlanmaması için Matbuat Umum Müdürlüğü’ne emir verilmesi gerektiğini belirtir. 25 Kânunuevvel 1919’da da Dahiliye Nezareti tarafından İstanbul Polis Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda kadın ve erkeklerin birlikte konser vermesine izin verilmemesi ve bu gibi haberlerin de basında çıkmaması için önlemler alınması gerektiği belirtilir.[5]

Benzer bir olay Osmanlı’nın ilk resmî müzik kurumu olan Darülelhan’da da yaşanır. Darülelhan’ın öncüsü olarak kabul edilen Darülbedayi 1914 yılında açılır. Başlangıçta tiyatro ve musiki olmak üzere iki kısmı bulunmasına rağmen, kısa bir süre sonra musiki bölümü kapatılır. Devlet eliyle kurulan ve Türk musikisi eğitimi veren ilk müzik okulu Darülelhan 1917 yılındafaaliyete başlar. Kurum, başlangıçta savaş yıllarının zor şartları altında belirlenen hedeflere ulaşmakta bir hayli zorlanır. Ancak Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yeniden yapılandırılarak güçlendirilir ve Türk müziğiyle birlikte Batı müziği eğitimi de veren bir kurum olarak çalışmalarını sürdürür.

Özellikle kuruluş yıllarında Darülelhan tarafından verilen konserlerde kadın ve erkeklerin birlikte sahneye çıkması zaman zaman sorun yaratır. Fasl-ı Umumi Heyeti tarafından 1922 Eylül’ünde Şehzadebaşı’nda verilen konser bunlardan biridir. İstanbul Valisi tarafından Dahiliye Nezareti’ne yazılan yazıda herhangi bir izin başvurusu yapılmadan Şehzadebaşı’nda Mektep Tiyatrosu’nda gerçekleştirildiği ifade edilen konserde kadınların erkek dinleyicilerin önünde şarkı söyleyerek, enstrüman çalmaları dine ve ahlaka aykırı bulunur.[6]Polis Müdüriyeti ise kadınların bu şekilde umuma açık yerlerde konser vermelerinin tekrar edilmemesi için Maarif Nezareti’ni ikaz etmesi konusunda Dahiliye Nezareti’ni uyarır.[7]

Darülelhan heyeti

Cumhuriyetle birlikte bu gibi kısıtlamalar kalkar ve Darülelhan konser faaliyetlerini bu dönemde daha rahat sürdürebilir. Yine de farklı görüşteki yayınlar, duruma farklı yaklaşır; kadın ve erkeklerin birlikte sahneye çıkmaları tenkit edilmeye devam eder.

12 Aralık 1924’te Galatasaray Lisesi’nin salonunda bir konser verilir. Bu konser basında da geniş yankı bulur. Darülelhan Mecmuası’nın 5. sayısında yer alan konser programı şu şekildedir:

Darülelhan’ın büyük talebe konserleri – Müessesemizin Garp musikisi şubesi talebesi tarafından kânunuevvelin on ikinci cuma günü Galatasaray Lisesi’nin müsamere salonunda bir konser verildi. Konser programıyla gazetelerde müsamereye ait yazılan mütalaatın bazı aksamı ber-vech-i ati derc edilmiştir.

  1. Büyük Orkestra – Bestekârı
  2. Cumhuriyet Marşı – MusaSüreyya – Orkestrayı Müdür Süreyya Bey idare edecektir

b.Uvertür (Iphigénie en Aulide) – Gluck – Orkestrayı Muallim Manas Efendi idare edecektir

2.Telli Sazlar Orkestrası

a.Aprelete – Schmidt– Orkestrayı Muallim Manas Efendi idare edecektir

b.Gavotte – Händel – Orkestrayı Muallim Manas Efendi idare edecektir

c.Vals – Rakyanti – Orkestrayı Muallim Manas Efendi idare edecektir

  1. Teganni

a.Arya (Alceste Operası’ndan) – Gluck – Macide Hanım tarafından (piyano refakatiyle)

b.Vals Musetta (Bohème Operası’ndan) – Puccini (Nebahat Hanım tarafından – piyano refatiyle)

c.İspanya Gecesi (melodi) – Massenet(Muazzez Hanım tarafından (piyano refatiyle)

  1. Piyano

Üç piyano parçası (Visegrád) – Volkmann – Pakize ve Nermin Hanımlar tarafından (İki piyano üzerinde)

  1. Keman

Konçerto – Accolay– Mihriban Hanım tarafından (Muallim Cemil Reşid Bey refakatiyle)

  1. Teganni
  2. Balad (Vaisseau Fantome Operası’ndan) – Wagner – Afife Hanım tarafından – piyano refakatiyle)
  3. Arya (Noces de Figaro Operası’ndan) – Mozart – Afife Hanım tarafından (orkestra refakatiyle)
  4. Piyano

Dördüncü konçerto – Beethoven– Destine Hanım tarafından (Muallim Hegyei Efendi refakatiyle)

  1. Koro

a.Villanelle (köy şarkısı) – Schumann–Muallim Manas Efendi idare edecektir

b.Labsan – Mendelssohn – Muallim Manas Efendi idare edecektir

c.Lubal du flor – Mendelssohn– Muallim Manas Efendi idare edecektir

  1. Büyük Orkestra (Orkestra Refakatiyle)

a.Intermezzo – Pierné –Muallim Manas Efendi idare edecektir

b.Marche à la Hongroise – Schubert – Muallim Manas Efendi idare edecektir[8]

Yukarıda programı verilen konserle ilgili haberler de mecmuada şöyle yer almaktadır:

Cumhuriyet– Dün öğleden sonra saat ikide Galatasaray Lisesi salonunda Darülelhan Garp musikisi şubesi tarafından bir talebe konseri verilmiş ve medîd alkışlarla hitama ermiştir. Bu nefis musiki ziyafetinde hâzırûn takdirlerle dinlenen her parçanın sonunda genç sanatkârları müteaddit defalar alkışlamıştır.

Vakit – Darülelhan, Dün İstanbullulara bedii ve müstesna bir gün yaşattı. Dün Galatasaray Lisesi salonunda verilen büyük konser, şehrin donuk, durgun hayat-ı sanatı üstüne boşaltılmış bir heyecan ve güzellik şelalesidir. Edebiyatın sustuğu bugünlerde yalnız musikidir ki canlı bir müessese olarak ayakta duruyor. Türkiye’nin his ve fikir merkezi İstanbul’un ortasında Darülelhan, içinde sanat ateşinin alevlenmekte olduğu tek ocaktır. Galatasaray Lisesi’nin büyük salonu dün altlı üstlü hıncahınç dolmuştu.

Tanin– Galatasaray Lisesi’nin geniş ve müzeyyen salonu dün yine parlak bir müsamereye sahne oldu. Her sene bir defacık olsun Garp’ın muhalled eserleriyle ruhumuzu okşayan Darülelhan, dünkü konseri için İstanbul’un bütün münevver ve mütefekkir zümresini bir araya toplamıştı. Musiki büyük küçük herkesi başka bir âleme, heyecanların, tahassüslerin dalga dalga köpürdüğü muhayyel ve mesut bir âleme yükseltmiştir.

İkdam – Darülelhan’ın Garp musikisi talebesinin konseri dün Galatasaray Lisesi’nde büyük bir muvaffakiyetle verildi. Darülelhan’ın bu muvaffakiyetini ne kadar alkışlasak ve takdir etsek yine borcumuzu ödeyememiş oluruz.

Tevhid-i Efkâr – Kadın, erkek güzide bir samiin kitlesi, Darülelhan talebe ve talibâtının Garp musikisinde pek az zamanda nasıl şayan-ı takdir bir muvaffakiyet gösterdiklerini görerek, daha doğrusu işiterek memnun oldular. Genç sanatkârları ve muallimlerini takdirlere gark ettiler.

İstiklal – Darülelhan Garp musikisi şubesi talebesi tarafından dün Galatasaray Lisesi’nin salonunda parlak ve muvaffakiyetli bir konser verildi. Büyük salon daha erkenden bini mütecaviz kadın, erkek, yerli ve ecnebi sâmiîn ile dolmuştu.”[9]

Kadın ve erkeklerin birlikte sahneye çıkması dönemin muhafazakâr yayınlarından olan Sebilürreşad’da şu şekilde eleştirilir:

Aristokrasi Sınıfının Şaşaalı Eğlenceleri

Bu hafta Galatasaray Lisesi’nin geniş ve müzeyyen salonunda Darülelhan erkek, kadın sazendeleri ve muganniyeleri tarafından bir konser verildi. Gazetelerin yazdığına göre İstanbul’un “münevver ve yüksek” aristokrasi zümresine mensup yüzlerce kadın ve erkek bu konserde bulunmuş, sahnede genç hanımlar ve erkekler birlikte alafranga havalar çalmışlar, bazı hanımlar ecnebi operalardan parçalar teganni etmişler, sâmiîn bu müşterek konserden pek memnun ve mütehassis olmuşlar! Gazeteler bu konser hakkında sütunlarca takdirât ve tebrikâtta bulundular. Tanin gazetesi, “Darülelhan’a intisap eden hanımlardan birçoğunun alelade tuvaletleriylesahneye çıktıklarını, bu konserde en bedii ve yüksek heyecan dakikaları yaşatan hanımlarımızı daha ihtimamlı bir tuvaletle görmek herkesi memnun edeceğini” söylüyor ve şehremininden bu konser veren hanımlar için tuvalet parası istiyor.

İşte “hürriyet-i nisvân” duasının karar kıldığı netice! Kadını “esaret”den kurtarmak için senelerden beri mütemadiyen onun namına bağırıp çağıranların asıl maksatları ne olduğu artık anlaşıldı: Müslüman hanımlarının süslenerek sahnelere çıkması, sazendelik ve muganniyelik, yahut aktrislik ederek beyleri eğlendirmesi, umumi salonlarda herhangi erkeğin kollarına takılarak birlikte dans etmesi!..

Evvelce bunlar yapılamıyordu. Çünkü yüzlerdeki hicaplar yırtılmamıştı. Ondan dolayı kadın “esir” addediliyordu. Ali Kemal, Darülfünun’daki kızlarla erkekler arasındaki perdeleri kaldırdığı zaman diyorlardı ki:

“Neye itiraz edebilirsiniz? Sahnede yan yana oturup da sazendelik edecek değiller ya!”

O zaman başlayan “bu iştirak” hareketi nihayet sahneye kadar dayandı. Şimdi artık başka istedikleri şey kalmadı. Yalnız bugün İstanbul’un aristokrasi muhitindeki bu emrivakii halka mubah telakki ettirmek ve memleketin her tarafına ve her sınıfına tamim etmek hürriyet-i nisvân duacılarının en mühim gayeleridir. Çünkü bu hareketi heyet-i içtimaiyemiz münker ve zılalet addettikçe onlar rahat rahat eğlenemeyeceklerdir. Onlar bu yaptıkları şeyleri milletin takbih ettiğini bilmez değillerdir. Fakat mürur zamanla milletin bu hislerini aşındıracaklarına kanidirler. Onun için şimdi onlar bu emrivakileri muhkim ve tamime sarf-ı himmet etmektedirler. Bütün bu umumi konserlerin tertibi, gazetelerin sütunlarca takdirâtta bulunmaları, sahneye çıkan kadınların resimlerini gazetelere neşretmeleri hep bu maksatladır. Onlara göre medeniyetin şiarı bunlardır. Bunları hazmetmeyenler Kurun-ı vusta kafalı kimselerdir. Acaba on küsur milyon heyet-i içtimaiyemiz içinde kaç kişi vardır ki Müslüman hanımlarının sahnelere çıkmasını, sazendelik, muganniyelik, aktrislik ve herhangi bir erkekle dans etmesini vicdanına sığdırabilir? Onlar onu da bilirler. Fakat bilmezlikten gelirler, icap ederse milletle istihza da ederler. Sahnelere çıkan Müslüman hanımları için tuvalet masrafı isterler. Zavallı fakir halk, yiyeceğinden içeceğinden oktruva vergisi verecek, sonra bu paralar toplanarak İstanbul’un aristokrasi zümresini teşkil eden münevver beyleri eğlendirmek için sahnelere çıkan Müslüman hanımlarına tuvalet masrafı olarak verilecek!.. Bunlar hep demokrasi kisvesine bürünmüş aristokrasi hayatının şayan-ı ibret safhalarıdır. Emrediniz efendiler, köleleriniz eğlencelerinizin tuvalet masraflarını da tediyeye amadedir!..[10]

Gelmeye devam eden, fakat gittikçe de zayıflayan eleştirilere rağmen, Osmanlı’nın sonlarında ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan musiki heyetleri konserlerine devam ederler. Zamanla sosyal yapının ve hakim zihniyetin değişmesiyle, konserlerde kadın ve erkeklerin birlikte sahne almaları değil, konserlerin niteliği tenkit edilmeye başlanır.


[1]Ayrıntılı bilgi için bkz. Nuri Güçtekin, “İsmail Hakkı Bey ve Osmanlı Devleti’nde İlk Özel Musiki Okulu: Musiki-i Osmani Mektebi”, Rast Müzikoloji Dergisi, Cilt II, Sayı 2, 2014, s. 1-18.

[2]Gazetenin bu kısmı silindiği için buradaki bir kelime okunamamıştır.

[3]“Muhteşem konser”, İkdam, 12 Kânunuevvel 1919, s. 4.

[4]“Dünkü müsamere-i musikiyye”, İkdam, 13 Kânunuevvel 1919, s. 4.

[5]BOA. DH. MKT. 1756/115.

[6]BOA. DH. EUM. AYŞ 58/123-5

[7]BOA. DH. EUM. AYŞ 58/123-7

[8]“Darülelhan Şu’ûnu”, Darülelhan Mecmuası, Sayı 5, 1 Şubat 1341, s. 222-223.

[9]“Darülelhan Şu’ûnu”, Darülelhan Mecmuası, Sayı 5, 1 Şubat 1341, s. 224.

[10]“Aristokrasi Sınıfının Şaşaalı Eğlenceleri”, Sebilürreşad, 18 Kânunuevvel 1340 [1924] s. 92-93.

| 2018-08-04T19:34:13+00:00 30 Temmuz , 2018|Genel|0 Comments

Yazar Hakkında: